50 Yıl, 257 Şehir ve Evliya Çelebi

Yüzlerce şehri gezen, gezerken de yazan Evliya Çelebi, 10 ciltlik Seyahatname isimli eseri ile tarihe ışık tutmaya hala devam ediyor.

Her insanın içinde herkesten farklı olduğuna dair bir inanç bulunur. O inancı doğrulamak için adım atmaya kimi zaman bir kitap, kimi zaman bir dörtlük, kimi zaman ise bir rüya sebep olur. 1611 yılında Evliya Çelebi’de doğduğu zaman dünyanın en önemli seyahat eserini dünyaya bırakacağını bilmiyordu. Rivayete göre 25 yaşında onu harekete geçiren rüya olmasaydı her ölümlü gibi dünyanın tadına bakıp gidecekti.

Çelebi, 50 yıllık seyahatini 10 ciltlik Seyahatname isimli kitabında toplar. 17. Yüzyılın en önemli eseri olarak tüm dünyaya adını duyurur Seyahatname. İlk olarak 1848 yılında Müntehabat-ı Evliya Çelebi ismiyle basılır.

1902 senesine kadar ilk altı cildi yayımlanan eser, yedinci ve sekizinci ciltleri 1928’de Türk Tarih Encümeni tarafından, dokuzuncu ve onuncu ciltleri ise 1938’de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanır.

Kendi Gözünden Memleketler

Gezdiği yerleri kendi üslubu ile anlatır. Bulunduğu coğrafyanın kültürüne, diline, insanına, halk deyişlerine, masallarına yer verir. Yıllar sonra geriye dönük araştırmalarda Çelebi’nin aktarımları tarihe ışık tutmuştur.

Kendi ifadesiyle 51 yıl boyunca; Rum, Arap ve Acem’de, İsveç, Leh ve Çek’te, 7 iklim ve 18 padişahlık yeri gezmiştir. Bütün bu gezdiği coğrafyalardan 147 dilden kelimeleri bavulunda toplar. Gezerken devamlı notlar almıştır Çelebi, hem kendisi hem de kelimelerini gezdirmiştir.

Pusula: Kelimeler

Öğrendiği tüm harfler ve kelimeler seyahati boyunca pusulası olmuştur. Belki de öğrendikçe daha çok gezmiş, gezdikçe daha çok yazmıştır. Günümüze ulaşan tek eseri Seyahatname olsa da rivayete göre başka eseri olduğunda da bahsedilir ancak bu esere henüz ulaşılmamıştır.

En son durağının Mısır olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca seyahat eden Çelebi’nin öldüğü yer ve gün bilinmemektedir. Gezmiş, görmüş, yazmış ve eserini bırakıp gitmiştir.

Cilt Cilt Seyahatname

On cildin ilk cildinde İstanbul’u anlatır Çelebi. İstanbul’un tarihi, ekonomik ve sosyal yapısına dair bilgiler aktarır. Önce okuduğu kitaplardan özet çıkartır sonra kendisi gezerek ve araştırarak anlatır büyük şehir İstanbul’u.

1635 yılında Sultan IV. Murad’ın huzurunda yapılan esnaf geçidini de anlatır, İstanbul’un 4 kadılık yerinde 1. 100 adet esnaf saymasını da. İlk cilt İstanbul tarihini okumak ve araştırmak isteyenler için başlı başına bir kaynaktır.

İstanbul’dan sonra Bursa’ya gider Çelebi ve ikinci cildi burada başlar. Bursa’dan sonra babasının tayini Trabzon’a çıkar ve rotasını Trabzon’a çevirir. İkinci ciltte ve diğer ciltlerde katıldığı savaşları da anlatır. Buca, Batum, Trabzon, Kafkasya, Girit seferlerini ayrıntılı bir şekilde ele alır Çelebi.

Üçüncü cilt Anadolu’ya yola çıkması ile başlar. İznik üzerinden Şam’a gitmektir amaç. Şam-Suriye, Filistin-Urmiye, Sivas, El-Cezire, Ermenistan, Sofya ve Dobruca bu ciltte anlatılır. Sofya ziyareti Osmanlı Avrupası’na ilk ziyareti olarak tarihe geçer.

Dördüncü ciltte, İstanbul’dan Van’a kadar olan yol üzerinde birçok şehri gezer Çelebi. Zamanın Doğu ve Güneydoğusu hakkında ilginç bilgiler aktarır. Yöre insanının yaşayış ve inançlarına ayrıntılı bir şekilde yer verir.

Dördüncü cildin son durağı olan Bitlis’ten başlar beşinci cilt. Siirt, Tokat, Varna, Deliorman, Bender’i anlatır. Celaliye isyanlarını gözlemleme imkanı bulmuştur. Avrupa gezileri bu ciltte daha çok yer edinir kendine. Avrupa kıtasındaki Osmanlı topraklarının hepsini görür.

Macaristan’ın tamamı altıncı ciltte anlatılır. Çelebi, Macaristan’ı, Bosna şehirleri ve Adriyatik kıyılarını yazar. Macar insanı ve tarihi hakkında araştırmalar yaparak bu coğrafya hakkında geniş bilgilere yer verir.

Kırım, Kafkasya, Ukrayna, Rusya ve Avrupa’yı konu edinen yedinci ciltte Kırım, Kafkasya, Kazan tarihine ışık tutar.

Sekizinci cilt Kırım, Girit, Selanik, Rumeli bölgelerini içeriri. Çelebi bu dönem Girit seferine de katılır.

Son Durak, Son Cilt

Dokuzuncu ciltte Çelebi’nin yaşı çok ilerlemiş fakat gezme isteği hiç bitmemiştir. Gezmek onun ruhuna her zaman bir ilaçtı. Yola çıktığında şehri ile vedalaşmadan ayrıldığını, İstanbul’u son görüşü olduğunu biliyor muydu?

Rotası bu sefer kutsal topraklardı. Mekke ve Medine dokuzuncu ciltte anlatılır. Hacıların uyması gereken kurallar, nerede kaldıkları ve nerelerin ziyaret edilmesi gerektiğini detaylı bir şekilde aktarır.

Mısır’ın merkezi Kahire son ciltte anlatılır. Mısır’ın köklü geçmişi, mimari yapısı, inançları ve Nil Nehri, Çelebi’nin gözüyle kağıda aktarılır.

Tüm hayatı boyunca gördüğü kale sayısı ise 7.060, şehir sayısı ise 257 oldu. Gezdi, gördü, yaşadı ve yazdı Çelebi. Kendi tarihinden bize güzel bir miras bıraktı.

Yazar Hakkında:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir